|
SOSYAL İLİŞKİLER a) Köy Odaları: Günlük konuların ve köy sorunlarının konuşulduğu, bunun yanında düğün, nişan, mevlit ve yaran toplantılarının yapıldığı köy odaları aynı zamanda bayramlaşmanın yapıldığı misafirlerin yedirilip içirildiği, barındırıldığı yer olarak özelliğini muhafaza etmektedir. Yabancı misafirler köy ve mahalle odalarında ağırlanır. Bu odalardan birkaç tanesi halen özelliğini kaybetmeden köyümüzde varlığını sürdürmektedir. b) Yaran: Yaran kış aylarının vazgeçilmez eğlencesi, kendine has düzeni ve töreni içinde yapılan gençler toplantısıdır. Yaran topluluğu, çevre halkının gençlerini eğiten adeta bir halk okuludur. İki “Başağa” tarafından yönetilir. Başağa seçilecek kişi, o mahallenin evlerine girip çıkabilecek güvenilir, askerliğini yapmış, gün görmüş, usul erkan bilir, hatırı sayılır, sözünün eri, delikanlı kıymetini bilir,onların eğitmekte ve yönetmekte usta olan kişiler arasından aday gösterilir. Mahallenin ileri gelenleri ve yaşlı kişileri aralarında, gençlerini teslim edecekleri Başağaların eleştirisini yapar, namzet kişilerden birisine Başağalık teklif edilir. Teklifi alan kişi hemen kabul etmez, herkesin kendisini eleştirmesine fırsat verir. Daha sonra yaşlılardan birisi “tamam tamam yanına arkadaşını seç" der, gençler alkışlayarak kabul ettiklerini belirtirler. Başağalık için verilen ziyafete gelenler Yaren uşaklığını, Yaran efratlığını, yaranlığı kabul etmiş sayılır. Bu toplantının sonunda yaran masrafının ne olacağı, ocak yakacakların eşlenmesi yapılarak listeye alınır. Ocak yakma, yaran masrafını, ziyafet sofrasını kurma ve masrafını karşılamak demektir. Yaranın Çavuşu seçilir. Çavuş, Başağaların emir ve isteklerini uşaklara (Yarana) duyuran bu topluluğun ayak hizmetlerini gören kişidir. Çavuş yaran masraflarına iştirak etmez. Yaran topluluğu, çavuş ve çalgıcılar hariç 24 kişiden meydana gelir. 24 Yaran, 24 Oğuz boyunu temsil eder. Başağalar ilk derslerini, toplulukta nasıl oturup kalkacaklarını, misafiri nasıl karşılayıp uğurlayacaklarını, yaran içinde ve dışında nelere dikkat edeceklerini bir bir uşaklara yani efrada söylerler. Sözleri kesin uygulamaları acımasızdır. Uşaklar, Başağaları adım adım takip ederler, gözleri Başağa'nın işaretini isteğini bekler, saygıda ve hürmette kusur etmemeye çalışırlar. Yakılacak ilk ocak Başağalardan birisinindir. Diğer başağa son ocağı yakar, yaranlardan iki kişi bir ocak yakar. Ocak alan ocak yakacak kişiler, yaren gecesi için uygun bir ev veya mahalle odasını döşer. Belirtilen saatte yaran gelir, yaranlar oda dışında ayakkabılarını çıkarır. Oda içine giren yaran oda ortasına kadar gelir, sağ elini son göğsü üstüne götürür ve odadakileri "Selamünaleyküm Yaran" diyerek selamlar, odada bulunan herkes ayağa kalkar "Aleykümselam" diyerek karşılık verir. Toplantıya katılan yaranlar yaş sırasına göre yukarıdan aşağıya doğru yerlerini alırlar. Başağalar gelinceye kadar ya sohbet ederler ya da (ücret karşılığında tutulan) sazcı, darbuka, kaşık, ve zil eşliğinde bildikleri türküleri çalıp söylerler. Çavuş her an tetikte olup geleni gideni kontrol eder. Başağa yaranı selamlayarak yerini alır. (Başağalar karşılıklı köşelerden birkaç yatak üst üste konmuş ve üzeri halı örtülmüş, yarandan yüksekçe yerlerde oturur.) Önce Başağa yerine oturur, onun oturuş düzenine göre yaran da yukarıdan aşağıya otururlar. Başağa ve uşaklar karşılıklı olarak "Merhaba Başağa", "Merhaba Yaran" veya ismini söyleyerek selamlaşma biter. Başağalar odaya beraber veya ayrı ayrı gelebilir. Bütün toplantıyı Büyük Başağa yönetir. Büyük Başağa'nın dışarı çıkması durumunda Küçük Başağa yareni yönetir. Başağalar yerlerini aldıktan sonra ocak sahipleri toplantıya çağıracakları misafirlerin listesini Başağa'ya sunar. Bunun dışında gurbetten gelen bir misafir varsa Çavuş tarafından Başağa'ya duyurulur. Başağa uygun görürse efraddan birisini görevlendirerek misafiri yarene davet eder. Görevlendirilen yaran tek dizinin üstüne gelerek Başağadan emiri alır, sağ elini göğsüne tutarak geri geri çıkar. Misafiri ile birlikte odanın ayakkabılığına gelen görevli yaran, topluluğa "Buyurun" diye seslenir. Başağalar ve efrad (yaran) misafiri ayakta karşılar, odaya giren misafir topluluğu selamlar "Cümleden selamünaleyküm, muhabbetiniz şen olsun" der, kendisi için gösterilen yere geçer, ayakta bekler. Başağa "buyurun" der oturur. Bütün yaranlar ve misafir de oturur. Yine Başağalardan başlanarak misafir "merhaba" ile selamlanır. Misafir Başağaların selamını aldıktan sonra "cemaate rahmet, cümleden merhaba" diyerek cümleleyebilir. Her gelen misafire aynı muamele yapılır. Çay ikram edilir. Misafir geldikten sonra sazlar susturulur. Başağa "mendilleri ortaya atın yüzüğe başlayalım" der. Yüzük oyunu için 9 mendil atılır. Başağaların önlerine de mendilleri kaldırmak için uzun birer sopa bırakılır. Yüzüğe başlayacak tarafı bulmak için yazı tura atılır veya iki mendile yüzük saklanır, bulan Başağa oyunu başlatır. Başağalar tarafından oturan yaranlarla (uşaklarla) iki ekip olur. Saklama hakkını kazanan taraftan bir uşak, elinin içine aldığı yüzüğü (bu yüzük şeker de olabilir) dokuz mendilden birinin altına sezdirmeden saklamaya çalışır. Karşı taraf çok dikkatli izler, mendil saklaması bitmeden, karşı tarafın bir mendil kaldırma hakkı vardır. Bu kaldırılan mendilden yüzük çıkarsa saklanan oyuncu, orta yerde patır kütür itilir. Boş çıkarsa saklayan taraftan birisi "kim sezdi bunu" diye seslenir. Aynı taraf hep bir ağızdan "atın kapıya onu" diyerek oyuna hız ve hırs verirler. Yüzük saklanması bittikten sonra, yüzüğü bulacak Başağa sıradan ekibine yüzüğün hangi mendilde olduğunu sorar, en çok sezilen mendil kaldırılır. Yüzük onda çıkarsa saklama hakkı onların olur.1. mendilde bulunmazsa artık boş mendiller aranır. Boş diye kaldırılan 2. mendilde yüzük çıkarsa saklayan taraf 12 sayı alır. 3. Mendilde çıkarsa 9 sayı, 4. Mendilde çıkarsa 6 sayı, 5. Mendilde çıkarsa 5 sayı, 6. Mendilde 4 sayı, 7. Mendilde 3 sayı alınır. İki mendil kaldığında mendil bulunmuş sayılır. Bu sefer arayan taraf saklar. Böylece yüzük saklama sıra ile devam eder. Ancak, yüzük saklanırken sezilir ve dönerek alınırsa veya saklandıktan sonra ilk mendilde bulunursa saklama karşı tarafa geçer. Sayı alan taraf devamlı saklar. Oyun kazanma sayısı 51 'dir. Yüzük oyununda yenen taraf: Gelin şunlara varalım, Halin hatırın soralım, Yüzükçü başını bulalım, Hey yeleli, bunlar nereli, Akşamdan ben, yatsıdan sonra Bilir oynar, bilmez oynar Enginlinin arabası, Tahtadandır darabası, Yüzükçüler gıradası Of yelelelli, bunlar nereli, Koca yüzük şaşkınları Akşamdan beri, yatsıdan sonra Bilir oynar, bilmez oynar. Yenilen tarafın ayaklarına teperler. Yenilen tarafa ceza verilmek için Başağa'nın izin alınır. Cezalar ferdi de olur, hepsine birden de olur. Cezalara birkaç örnek verelim. Yenik taraf Başağası misafirleri ve uşakların tamamı dışarıya çıkarılarak bir kurbağa bulup getirmeleri istenir. Bir sincap bulmaları istenebilir, uzak tepelerden bir hedef gösterilip oraya ateş yakmaları istenebilir, oda içinde verilen cezalar ise; yenik taraf oyuncularından bir duvar örülür. Bir usta bir çırak ellerine ip ve sopa alarak duvar örerler, bu arada ip çekilince fazla yerler kırılmaya, çukur yerler ipe göre doldurulmaya çalışılır. Veya bir onbaşı bir manga askeri teftişe hazırlar, yat-kalk, sağa-sola dön komutları ile hazırlar, bir subay içeri girer teftiş eder, göz kulak, ayak tırnak muayenesi yapar, çeşitli eza cefa ile uşakların tahammülü, mertliği, mukavemeti, gözü pekliği oyunları pekleştirir. Yüzük yorgunluğundan sonra Başağa'lar "Tamus" diyerek rahat oturma ayak uzatma izni verirler. Tamus rahatlığında, kolonya çay, sigara ikram edilir. Bu arada, araçlı gereçli, kostümlü orta oyunu yapmak isteyen kişi yapacağı oyunu Başağa'nın kulağına söyler, Başağa izin verirse oyuncular dışarı çıkar, hazırlıklarını yapar, oyunlarını sergiler. Yaran süresince Başağalardan veya misafirlerden birisi kendi sigarasını kendileri yakarsa veya çay içer de boş bardak elinde kalırsa ocak yakan yaran için çok kötü puan olur. Bütün uşakların gözü misafir ve Başağalarda olmalı, sigara paketi ele alındığında kibrit veya çakmak önünde yanmış olmalıdır. Böyle bir hizmet için ortaya çıkan uşak arkasına Başağalara dönemez, eli göğsünde geri geri çıkar. Yaran sohbet ve eğlenceleri arasında bilmeceler, sorular sorulur. Eğlendirici taklitler yapılır, oturak oyunları yapılır, Mutlaka olan eğlence ve muhabbetin birisi de karşılıklı iki yaranın, saz darbuka, zil ve kaşık çalınarak oyun havalarına uyumlu olarak oynamalarıdır. Bir oyun havası süresince "savak" denir. Bir savak oynanan oyuncular Başağa'dan müsaade ister, Başağa, ya bir savak daha oynayın der veya yerinize falancaları kaldırın diyerek muhabbete devam edilir. Oyunlardan sonra sıra yemek yemeye gelir. Yemeğe başlamadan önce gelmiş geçmiş yaranların ruhuna fatiha okunur. Hazırlanan leğen ve ibrikler ile eller yıkanır, havlu ile kurulanır. Bütün bunlar bir kaide sinsilesi içinde yapılır. Yemeklerin hazırlandığı Başağa'lara bildirilir. Başağalar sofra düzeninin alınmasını ister. Sofra bezleri serilir, küme küme herkes sofra etrafında çevrilir, yemek servisleri yapılır. Başağa'lara "tamam" işareti verilir. O da "buyurun" der, yemeğe başlanır. Yemek sırasında pilav orta yere konduğunda, Büyük Başağa "yolumuz, yolsuzumuz varmı?" diye sorar. Çavuş da bu soruya "Adalettir Başağam" yanıtını vererek suçlunun veya şikayetçinin önündeki pilavın içindeki kaşık dikili kalır. Yemek bitimi sonunda el yıkama, kurulama işlemleri tekrar yapılır, herkes yerini aldıktan sonra tekrar kahve içilir. Yemeğin sonunda misafirler izin ister, Başağalar da "misafirlerin ayakkabılarına bakın" der, misafirlerin ayakkabıları kapı ağzına dizilir, bu arada sazlara işaret edilir, sazlar uğurlama havası olarak "Ey Gaziler yol göründü bize" türküsünü çalıp söylerler, Bütün yaran misafirlerini ayakta, saza göre tempo tutarak yolcu ederler. Ayakkabısını giyen misafir Başağa'lara ve yaran ekibine dönerek "Cümleden Allahaısmarladık, Allah ağzınızın tadını bozmasın" der, Yaren ekibi de "güle güle yine bekleriz" diyerek uğurlanır. Misafirler uğurlandıktan sonra Başağalar yaranın değerlendirmesini yaparlar. Hoş olan ve olmayan hareketler belirtilir. Usulde kusur edenler ikaz edilir. Suç teşkil eden davranışlar cezalandırılır, izinli olarak toplantıya katılmamış uşakların (yaranın) payı ayrılır. (Pay, toplantıda yenilen helvalardan o kişiye düşen paydan paketlenip ayrılar hissedir.) Gelecek ocağı yakacak kişilere eşya ve araçları teslim edilir. Başağalar -"başkaca görülecek konumuz var mı?"- deyi sorar. Şikayet var ise davacı Başağa'nın önüne iki diz üstü oturur. Şikayetini söyler. Şikayet edilen de onun yanına iki diz üstü oturur. Başağalar her ikisini de dinledikten sonra haksız olana uygun gördükleri cezayı verir. Bu cezalar yaran toplumundan çıkartmak da olabilir. Yaran dışı davranışlar ve hareketler cezaya tabidir. Başağalar "gidebilirsiniz iyi geceler" dediğinde yaren sona ermiş olur. Sezonun en son ocağında, geçmiş haktan için helalleşme yapılır. Yaran sohbetinin bir sırrı dışarıda konu edilirse onu söyleyen uşak için Başağalardan birisi Çavuşa, o kişinin adını söyleyerek; "Ayakkabılarını ortaya getirin" der. Buna yarenden atma denir. Ayakkabısı ortaya konan kişi yareni ten' eder. Bir başka yaran" onun suçu yoktu" diye savunacak olursa hemen Başağa "onun da ayakkabısını getirin" der o da yaren dışı edilir. Eskiden ocaktan başka ısınma olmadığı zamanlarda yaran odası ocakta yanan ateşle ısıtılırdı. Ocak yakılan yere ocaklık denir. Bugün ismi şehirlerde şömine olarak geçer. Halk arasında Baba ocağı atanın, babanın doğup büyüdüğü ev anlamına gelir. Yaran, Anadolu'nun Türkleştirilmesinde ön ayak olan Ahi geleneklerinin en önce gelen ve köyümüz - hatta yakın zamana kadar Ankara'da yaşayan köylülerimiz arasında -sürdürülen bir gelenektir. |